ada şirketler grubu servisler / fiyatlar ada aboneleri yardım insan kaynakları
Atatürk
06 kültür sanat
deniz köpüğü

ada çocuk
ada bahçe
ada sanat galerisi

tucows mirror
elektronik kütüphane
ajanda

çevre ve trafik
hukuk
sanal kan zinciri
seri ilanlar
internet
fotografya
ana sayfa site haritası iletişim

  sinema
  tiyatro
  opera
  bale/dans
  sergi
  fotoğraf
  müzik
  edebiyat
  etkinlikler
  fuar
 
 

müzik :: müzikaller

|Caz| |Konserler| |Müzikaller|

|The Phantom of the Opera| |Aspects of Love| |Chess| |Evita|
|Miss Saigon|
 
Miss Saigon / Yorum

"Solo saksafon ile çalınan bir şarkı... Dünyanın son gecesiymiş gibi seni sıkıca tutup dansetmem gerektiğini söylüyor."

ABD'li yalnız denizcilere göre materyelist bar kızları kadar etkileyici olabilen Saigon gece hayatı, jukebox favori şarkıları... Chris ve Kim için bu şarkılar gerçek olur; küçük, ter kokulu bir dans pistinde tanışırlar; birbirlerini sevdiklerinin farkına varırlar; ve birden "Dünyanın Son Gecesi" gelir-Saigon'un düşüşü, Nisan 1975. Kırmızı kafalı, sarı yıldızlı Vietnam askerlerinin eski şehri yoketmesi ile önemsiz bir aşk hikayesi daha kaybolur gider; "Dragon'un Sabahı"ndaki askeri tempolu marş ile romantik bir dans melodisi giyotine gönderilir.

Evet bu Madame Butterfly. Ancak Miss Saigon Puccini'nin hikayesini çöplüğe çevirmekten çok daha iyisini yapmaktadır-oğlan kızla tanışır, batı da doğu ile; Vietnam'daki karmaşık Amerikan yalnızlığı içerisinde. Madame Butterfly ile arasındaki fark da buradan kaynaklanmakta. Richard Maltby J.R.'ın "Londra müzikal tiyatrosunun kendi kendini yeniden keşfettiği" yolundaki sözlerinin kaynağı da budur. Maltby'ın bu projedeki görevini düşünelim; Cameron Macintosh'tan başka kim "Les Miserables"ın yaratıcıları Claude-Michel Schönberg ve Alain Boublil'i Broadway dışı bir lirik yazarı olan Richard Maltby ile aynı projeye dahil edebilirdi ki? Sonuç pek olağan olmayan ama son derece başarılı bir evlilik olarak kendisini göstermiştir: Opera'nın kendini sürükleyici havası ve hırsı günümüz müziğinin doğal havası ile birleşmiştir.

Eser son derece melodiktir; örneğin güzel bir düet olan "Sun and Moon"un son dizelerindeki "Bir gecede nasıl da böylesine uzaklaşabildik birbirimizden?" sözleri eserin finalinde Kim'in son sözleri olarak tekrar kendi suratında patlar. Ancak Chris ve Kim'in küçük aşk hikayesinin trajediye dönmesi ve ilk olarak Fransızların daha sonra da Amerikalıların işgal ettiği bir şehirdeki barlar ve sokaklardan gelen karmaşık ritm ve gürültülerin etkisiyle, melodilerdeki saflık devam edemez. Bu patetik bir ihmal dünyasından başka birşey değildir aslında. Kim'in çevresindeki zeki görünen kızlar "Aklımdaki Film"i söyleyerek Hollywood vizyonunu gözler önüne sererler. Ancak Atlanta'daki insanların da kafasında bir film vardır: hiç anlayamadıkları bir dünya onları öldüresiye kurşunlamaktadır.

Hayat kavramını sadece Bar Sahibi, barının yanına yaklaşan turistlere "Bize uğrayın" diye bağırırken anlar. Batı kültürünün ölümcül temizlenmesine maruz bırakılmış daha iyiye ulaşmanın çabası içerisindeki Bar Sahibi "Sözverilen Topraklar" ile ilgili hiçbir ilüzyon, hayal kurmamaktadır aslında. Onun yarattığı "Amerikan Rüyası" klasik Broadway ürünlerine karşı bir tepkidir: herşeyin silikon ve hamburgerlerden oluştuğu bir dünya... Bu sahnedeki bir yıldızın performansını kanıtlar; Lea Salonga'nın West End'de canlandırdığı Kim rolü gibi ancak Miss Saigon sanatçıları yıldız yapan bir araç değildir. Sadece sahnelenen bir başka eser olmadığı gibi. İcra edenlerin, tasarımcıların, yönetmenlerin ve koreografların kitap ve senaryodaki şaheserliğin farkına varıp yapabileceklerinin en iyisini ortaya koydukları bir platformdur.

1980'ler müzikal tiyatronun inanılmaz değişimine sahne olmuştur. Londra aniden "Les Miserables" ve "Phantom of the Opera" gibi 19. Yüzyıl hikayelerinden oluşan, içinde hiçbir diyaloğa yer verilmeyen popüler operaların boy gösterdiği bir atraksiyonun merkezi haline gelmiştir. Ancak bu yeni tür müzikaller gerçek dünyamızın ne kadarını yansıtabilmektedir ki? Öyle görünüyor ki lirikist ve kompozitör günümüz hayatından kendilerini tamamen kurtarma çabası içindedirler; çünkü içinde diyalog olmayan bir müzikalin modern kostüm ve dekorla başa çıkamayacağını düşünmektedirler. Schönberg, Boublil ve Maltby bu anlamda tamamen fiyaskoyla sonuçlanması beklenen bir yatırıma el atmışlardır. Sadece eski bir hikaye olmasından dolayı değil... Aynı zamanda geçmiş 30 yılın en önemli olaylarından biri olduğu ve Amerikan psikolojisinde son derece derin yaralar bıraktığı için hiçbir yazarın böyle bir proje ile uğraşmak istemeyeceğinden dolayı.

Sonuçlar şunu gösteriyor ki bu yazarlarin cesareti kayda değer olmuştur. Miss Saigon zaferle sonuçlanmış popüler bir tiyatrodur: dinamik bir aşk hikayesi - Puccini'ninki gibi - ancak aynı zamanda politik bir yanı da vardır ve hiçbir Italyan yazarın katamayacağı bir espri anlayışı. Drury Lane Salonundaki alkış seslerinin sona ermesinden sonra bazı yaşlı izleyiciler "My Fair Lady"den beri en çok alkış alan eserin bu olduğu kanaatine vardılar. Doğal olarak. Ama gene de "My Fair Lady" hoş melodilerden oluşan onlarca yıldır Broadway müzikal oyunu olarak biçim almış yaygın bir oyun tarzı idi. Bunun tersine "Miss Saigon" yeni bir tarzın oluşumuna ayak olan operanın müzikalitesi ile Amerikan müzikallerinin doğallığını toparlayıp akımı 90'lı yıllara taşıyan bir öncüdür.

Mark Steyn

Miss Saigon Müzikali Ana Sayfası
Orijinal Albüm Sayfası
Alain Boublil | Claude-Michel Schonberg
Perde1 | Perde 2
Oyundaki Karakterler
Oyunun Sinopsisi
Kritikler
Yazarın Notu
Yorum

 

Herhangi bir soru, sorun veya istek için "yardım" sayfamızdaki sıkça sorulan sorular bölümüne göz atabilir, ya da web sayfamızla ilgili soru ve sorunlarınız için web@ada.net.tr; genel soru ve sorunlarınız için infoada@ada.net.tr adresine e-posta gönderebilirsiniz.

Bu sayfalarda yer alan bilgilerde unutma, hata ya da yoruma açıklık olması durumunda, ADA-NET'in önceden haber vermeksizin bilgileri değiştirme hakkı saklıdır. Bilgileri doğrulatmak için firmamızla irtibata geçmenizi rica ederiz.